Cyborg’ların Yükselişi

İnsanlık, bütün tarihi boyunca gerek ihtiyaç duyduğundan gerekse şans eseri bir takım araç gereçler üretmiştir. En ilkel dönemlerde avlanmak için ellerinin yeterli gelmediğini anlayıp mızrak veya ok üretmesi, yüksek duvarlar, evler yapmak için kaldıramadığı ağaç ve taşları kaldırmakta kullandığı basit vinçler inşa etmesi, çözmekte zorlandığı matematiksel problemleri çözebilmek için bilgisayarı icat etmesi insanın yetersizliklerinden kurtulmak adına attığı belki de tarihteki en önemli adımlardır.

Günümüzdeki teknolojinin imkanlarıyla harikalar yaratılırken gözler insan vücuduna dikildi. Şu anki teknolojiyle işimizi görecek araçlar üretmektense, bu teknoloji insan vücudu üzerinde kullanılabilir miydi ? İnsan vücudu evrime zorlanabilir miydi ? Aslında bu soru tarihte çokça kez sorulmuş olup teknolojinin yetersizliğinden kimyasal ve biyolojik yöntemlere başvurulmuştu. Özellikle 2. Dünya Savaşı’nda askeri alanda üstün insanlara ihtiyaç olduğu düşünülüp çeşitli deneyler yapılmıştır.

 

Şu anki teknolojik imkanlarla bu düşünce başka bir boyuta taşındı : “İnsan biyolojisini bilgisayarlarla geliştirmek hatta birleştirip bir bütün yapmak”. İşte bu düşünce akımına “transhümanizm” deniyor. 1957’de Julian Huxley tarafından  “insan olarak kalan fakat kendisini aşarak insan doğasının yeni imkânlarını, yine kendi doğası için keşfeden insan” olarak tanımlamıştır. Şu anki haliyle Transhümanizm, insanın fiziksel ve bilişsel yeteneklerinin artırılacağı, yaşlılık ve hastalıkların artık problem olmayacağı bir insan biyolojisi yaratmak amacıyla teknoloji ve bilimin sınırlarının zorlanması gerektiğini öngören bir düşünce biçimidir. Kısacası insan-bilgisayar şeklinde bir “tekillik” olması gerektiğini savunur. Konumuzdan sapmamak adına, bu transhümanizm akımını bir başka yazımızda incelemek amacıyla kenara kaldırıyorum.

 

Tekillik düşüncesi bizlere şahsen çok havalı bulduğum “cyborg” kavramını kazandırmıştır. Peki cyborg nedir ? Cyborg kavramı İngilizce’den gelen Cybernetic Organism (sibernetik organizma) kelimelerinden oluşmuştur. Kabaca biyolojik ve yapay parçaları olan canlılar için kullanılan bir terimdir. Teknik olarak cyborg kavramı kalp pilleri, protez uzuvlar, fotoğraf çekebilen lensler, vb. küçük çaplı eklentileri kapsamaz. Fakat bence Peter Pan kitabındaki, elinin yerinde kanca olan Kaptan Kanca bile bir bakıma cyborg sayılabilir. En azından fikrin temeli olarak.

Çağlar boyunca her teknolojik ürün bir şekilde askeriyenin süzgecinden geçmiştir. Ya çıkış amacıdır savunma sanayii ( patlayıcı üretmek için antifriz ) ya da üzerinde çalışılıp askeriyeye kazandırılır( nükleer güç). O zaman bu, cyborgların geleceğini nasıl etkileyecek ? Ahlaki boyutunun tartışması asla bitmeyecek olsa da şöyle bir gerçek var ki o da, insanı bedeninin çok ötesine götürecek olmasıdır. İnsan ölümlerinin azalması ve verimi arttırmak adına askeri alanda robotlaşmaya gidildiğini görüyoruz ( dronelar, ihalar, robotlar…). Dünya çapından insanların robotlarını yapıp hünerlerini gösterebileceği yarışmalar düzenleniyor. Bunun en bilineni DARPA Robotics Challange olabilir. DARPA, Amerikan ordusu tarafından kullanılmak üzere, yeni teknolojiler üretmekle sorumlu ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı bir devlet kurumudur.

Bunun yanı sıra Boston Dynamics isimli bir firma robotik konusunda insana, insanlık nereye gidiyor ? dedirtecek teknolojiler üretiyor. Hatta şu anda bunlardan bir tanesi olan “Spot” adlı robotu $74,500.00 gibi bir miktara satın alabiliyorsunuz. Bunlar ne kadar heyecanlandıran haberler olsa da robotik teknolojisi beklenenden yavaş ilerliyor. Üstüne yapay zekaya olan güvensizlik ve robotların insanlara göre oldukça hantal olması insanları halen vazgeçilmez kılıyor. Bu sebeple insanları teknolojiyle birleştirmek yani insanları sibernetik yapmak daha cazip hale geliyor. Protez kolu olan bir asker çok ağır yükleri taşıyabilir. Protez bacaklarsa insan üstü bir hız ve her koşula uyum sağlama yeteneği kazandırabilir. Peki beyne yerleştirilen çipler ve gözdeki lenslerle, hava koşullarını, merminin hızını, açısını büyük bir kesinlikle hesaplayabilen bir asker hedefini kusursuzca gerçekleştiremez mi ? Biz yine de işin çok başında olduğumuz için günlük hayattaki kullanımına dönelim. Örneğin günümüzde üzerinde çokça çalışılan protez kollar. Henüz vücudun bir parçasıymış gibi sinirsel etkileşime giremediği ve sahte göründüğü için tercih edilmiyor. Fakat ileride nano teknoloji şartları değiştirecek gibi görünüyor.

Protez kolların aksine protez bacaklar insanlar tarafından daha çok tercih ediliyor. Her ne kadar yapay da olsa insanı tekrar hayata bağlamayı başarıyor bu teknoloji. Özellikle günümüzde yazılımlar sayesinde farklı hızlara ve zemin koşullarına daha kolay uyum sağlayabiliyorlar. Belki de ileride dokunuşa duyarlı malzemeler ve beyin kontrollü protezler, ihtiyacı olmayan insanlar için bile bir alternatif haline gelebilir. Hiç de imkansız gözüyle bakılacak bir durum değil. Unutmayın eskiden uzaya gitmek insanlara komik gelmiş olsa da şu anda Mars planları yapıyoruz.

Mars demişken başarılı bir girişimci olan Elon Musk geçtiğimiz aylarda beyine bir çip yerleştirme planları olduğundan bahsetti ve bunu gayet normal ve basit bir şeymiş gibi sundu. Çipin amacı sinirsel hastalıkları durdurabilmek hatta bazı duyu yetilerini kaybetmiş insanlara bunu geri kazandırmak. Bu kapı bizleri gerçekten de beyinle kontrol edilebilen protezlerden tutun da başka internet içeren eşyaları bile kontrol etme yetisi verebilir. Yani kısaca yine bir üstün insan yaratılabilir.

Gelelim beyine. Hala insanlık için büyük bir muamma olan beyin insanın sahip olduğu en muazzam şeydir. Her şeyin kilit noktası beyin olabilir mi ? Çağımızın en önemli icadı olan yapay zeka ( daha doğrusu olacak ) beynin bildiğimiz kadarıyla oluşturmaya çalıştığımız taklittir bir bakıma. Daha üstün bir beyin yaratma çabası. Harcanan milyarlarca dolar sevebileceğimiz bir film önermek için mi ? Yoksa Douglas Adams’ın Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki Derin Düşünce adlı bilgisayarın da yaptığı gibi “hayat, evren ve her şeye dair nihai sorunun cevabını” mı bulmasını istiyoruz? Ne kadar komplo teorisi gibi olsa da bence amaç çok daha büyük. İnsan beyni ve o beynin yarattığı en muazzam şey bir arada. Tam bir tekillik. Cyborg’ların gelebileceği son nokta. Belki bize uzayın derinliklerini, fiziğin, evrenin sırlarını açacaktır. Belki de nihai yok oluşumuz olacaktır. Her iki seçenek de biraz korkutucu fakat bunu bize zaman gösterecek. Ve evet yukarıda bahsettiğim gibi ömrümüz belki de yüzlerce yıl olacağı için bunun sonucunu göreceğimize inanıyorum.

 

Kaynakça:

https://neuralink.com/

https://www.bostondynamics.com/

https://en.wikipedia.org/wiki/DARPA_Robotics_Challenge

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/adim-adim-biyonik-insana-dogru-46758

https://thinktech.stm.com.tr/uploads/raporlar/pdf/611201710167781_stm_blog2_cyborg.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/Transh%C3%BCmanizm#:~:text=Transh%C3%BCmanizm%2C%20insan%C4%B1n%20fiziksel%20ve%20bili%C5%9Fsel,bir%20entelekt%C3%BCel%20ve%20k%C3%BClt%C3%BCrel%20harekettir.

https://www.trthaber.com/haber/bilim-teknoloji/insan-ile-makinenin-birlesimi-cyborg-421670.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Cyborg

 

Mesajını ilet!


Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

One thought on “Cyborg’ların Yükselişi

Yorumlar kapatıldı.