KISMETTE ROBOT OLMAK DA VARMIŞ

tarafından Filiz Özdemir
0 yorum 121 görüntüleyenler

KISMETTE ROBOT OLMAK DA VARMIŞ

Robot, otonom veya önceden programlanmış görevleri yerine getirebilen elektro-mekanik bir cihazdır. Başka bir tanımla robotlar, canlıların işlevlerini ve davranışlarını taklit edebilen, fiziksel yeteneklere ve yapay zekâya sahip, disiplinler arası öğeler içeren mühendislik ürünleridir. 

Robot kelimesi, Çekçe “robota” kelimesinden türetilmiştir. Robota kelimesi de “zorunlu hizmet”, “kölelik altında çalışma” veya “ağır iş” anlamına gelir. Genellikle kölelik veya mekanik iş gücü anlamında kullanılmaktadır. 

İlk olarak 1920’lerde Çek yazar Karel Čapek’in “R.U.R.” (Rossum’s Universal Robots) adlı tiyatro oyununda kullanılmıştır. Oyunda, yapay insanlar olan “robotlar” insanların yerine çeşitli görevleri yerine getirebilen makineler olarak tasvir edilir. Oyunun popülerlik kazanmasıyla birlikte, “robot” kelimesi dünya çapında yayıldı ve bir terim haline geldi. 

SOSYAL ROBOTLAR

Sosyal robotlar; duygu, ses ve hareket özelliklerini kullanarak insanlarla iletişim kurabilen robotlardır. Son zamanlarda, insanlarla bağ kurmaya ve onları anlamaya yönelik çalışmalar, geleneksel soğuk ve mekanik ‘kablo yığını’ algısını aşma amacıyla sosyal robotlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. 

“Robotların giderek daha zeki olmalarına karşın, duyguların özünü bir türlü anlayamamaları araştırılma konusu olmuştur. Birgün robotlar bizden daha akıllı olabilirler, ama hiç ağlayamayacaklar algısı gerçekten doğru olmayabilir. Bilim insanları duyguların gerçek doğasını şimdi anlıyorlar. Duygular ilk olarak, bizim için neyin iyi neyin zararlı olduğunu bize anlatır. Aslında, duygularımızın her biri (nefret, kıskançlık, korku, aşk vb.), düşmanca bir dünyanın tehlikelerinden bizi korumak ve ürememize yardımcı olmak için, milyonlarca yıl içinde evrimleşmiştir. Her bir duygu genlerimizin gelecek nesillere aktarılmasına yardım eder. Duygularımız olmadan, her şey bizim için aynı değerdedir ve bizim için aynı ağırlıkta olan sonsuz sayıda karar seçeneği bizi felce uğratır. Böylece bilim insanları duyguların, lüks olmak şöyle dursun, zekâ için temel teşkil ettiklerini yeni yeni anlamaya başladılar.” ( Michio Kaku) 

"KISMET"

Cynthia Breazeal ve MIT Media Lab ekibi, 1990’ların sonlarında özellikle bu sorunu ele almak için ilk sosyal robot olan Kısmet’i tasarladı. Kısmet; öfke, iğrenme, korku, sevinç, üzüntü ve şaşkınlık gibi temel duyguları, dengede tutmaya çalıştığı ihtiyaçlar sistemiyle birleştirilmiştir. Örneğin, yalnız olduğunda sıkıldığını hissederken, birini gördüğünde heyecanla tepki vererek dikkatini çekmeye çalışır ve ilgilenildiğinde mutluluk ifadesi sergiler. Ve Kısmet ile bebekler ve çocuklarla konuşulan dil kullanılarak konuşulur. Her ne kadar Kısmet gibi robotlar duyguları taklit etmek için tasarlanmışlarsa da bilim insanları robotların aslında duyguları hissettiği yanılsamasına kapılmazlar. Bunları; bazı bakımlardan ses çıkartmak için değil de ne yaptığının farkında olmadan yüz mimikleri yapmak için programlanmış bir kaydediciye benzetmek mümkündür. Ancak, Kısmet’ in en büyük başarısı, insanların tepki verdiği insani duyguları taklit eden bir robot için fazla bir programlamaya ihtiyaç duymamasıdır. 

Sosyal robotlar teknoloji geliştikçe muhtemelen her alanda ve mekânda daha belirgin bir yol oynayacaktır. Ve bu artış, çok önemli bir soruyu da beraberinde getirecektir. 

Yapay Zekanın (Robotların) Bilinç Kazanması Mümkün Mü?

Teoride olabileceğini ancak pratikte bu tür bir yapay zekanın gerçekten bilinçli olup olmayacağının ise net olarak bir cevabı olmadığını söyleyebiliriz. 

 “Takma kol, takma bacak, suni böbrek gibi yapay organların kullanımını yadırgamıyoruz. İnsan beynini organik bir bilgisayar sistemi olarak yorumlamaya eğilimli bilgisayar bilimcilerine göre yapay beyin fikri de yadırganmayacaktır. Böyle geliştirilmiş bir yapay zekanın aklı neresinde olacaktır? Ama bu tür sorulara dalmadan önce derin felsefe konuları üstünde durup bir daha düşünmek gerek. Akıl nedir? Zekâ nedir? Bilinç nerededir? Düşünce beyinde hangi eylemlerin sonunda oluşur? Belki, zihin dediğimizin bir fiziksel varlığı bile yok. Karmaşık bir matematik hesabı bir anda hatasız yapabilmek, düşünmekle eş tutulabilir mi? Yoksa insan beyninin işlevleri arasında hesap yapabilmenin ötesine geçen bir şeyler mi var? “(Roger Penrose)  

“Ruhum, bilincin esiri başka esaret sevmez”

Felsefi tartışmaların yanı sıra yapay zekanın insanlık üzerindeki etkileri konusunda iyilik ve kötülük arasında tartışmalar mevcuttur. Kötülük ihtimali; yapay zekanın kontrolü tamamen ele alıp insanlıkla savaşması görüşü olarak ele alınıyor. Bilimkurgu eserlerinde de tekrarlanan bir tema olan insanlığı yok etme istekli robotlar, çoğunluğu ilk olarak distopik bir dünya korkusuna bürüyor. Şu anda benlik (bilinç) kavramına sahip robotlar olmasa da fonksiyonellik bakımından bizden üstün olan bu yaratıklar (zekâ, güzellik, beceri, güç…) bilinç de kazandığı zaman bizim için tehdit olabilmeleri ihtimali bulunmaktadır. Aralarında Stephan Hawking’in de olduğu çoğu bilim insanı da bu durumu ciddi bir tehdit olarak görmesiyle birlikte bir kısmı da bunun bir tehdit olmayacağını hatta insanlar için kurtuluş olabileceğini savunmaktadır. Ütopik bir perspektiften bakıldığında, yapay zekâ bizim yerine yapamayacağımız veya riskli olan durumları üstlenebilir. Tehlikeli araştırma ve kurtarma gibi olaylarda aktif rol alarak can güvenliğimizi sağlayabilirler. Başlıca sağlık, tarım, ulaşım, endüstri gibi hayatımızın hemen hemen her alanına yapay zekâ entegre ederek işlerimizi kolaylaştırabiliriz. Bu bakış açısıyla yapay zekâ, bizi olumlu yönde ileriye taşıyabilir. 

 

Sahi Nedir Bizi İnsan Kılan?

Nörolog Matthew Lieberman’ın Sosyal: Beynimiz Neden Bağlantı Kurmaya Yönelik Yapılanmış adlı kitabında; “Evrimi modern insan zihnini oluşturan şekliyle değerlendirdiğimizde, beynimizin başkalarına ulaşmak ve onlarla etkileşim kurmak için yapılandırıldığını görürüz “diyor. Her birimiz empati kurma, dayanışma, paylaşma ve sevme yeteneğimizin altında yatan biyolojik mekanizmalarla donatıldık. Bu nöral devreler, doğumdan ve hatta belki daha öncesinden başlayarak tüm ilişkilerimizin temelini oluşturur. 

  İnsanın % 99’unun hayvanın genetik materyalidir ya da robotlar da bu şekilde olacaktır diyebilmemiz, insan o kadar da kutsallık atfetmemiz gereken bir varlık değildir demeye geliyor. Ancak bizi hayvandan ya da bilinçli bir yapay zekadan ayıran fark o % 1’lik kısımdır.  

Sonuç olarak, yapay zekâ kendisi başlı başına bir tehdit oluşturmaz. Tehlikeli olan şey; yapay zekayı geliştiren hem insana hem de herhangi bir şeye herhangi bir koşulda zarar verebilen ve onu hayattan koparabilme potansiyeline sahip olan insandır. 

 İnsan insanın kurdu da olabilir yurdu da. Umalım ve gerçekleştirelim ki birbirimize yurt, ufuk veyahut dost olalım ve imkanlarımızı en iyi şekilde değerlendirelim. 

 Yapay zekâ ve insan ilişkileri ne yönde ve ne kadar gelişeceğini zaman gösterecektir. 

“Öyleyse diyebiliriz ki bilmediklerimiz ve öğreneceklerimiz; sonsuzluğu kadar evrenin ve sonu kadar ömrümüzün…” 

KAYNAK; 

  • Lieberman,  M. (2020) Sosyal: Beynimiz Neden Bağlantı Kurmaya Yönelik Yapılanmış. Görünmez Adam Yayıncılık. 
  • “Arif V 216” [Film]. (2018). Türkiye: CMYLMZ Fikirsanat. 
  • Ibáñez, G. (Yönetmen). (2014). Automata [Film]. İspanya, Bulgaristan, Kanada: Green Moon Productions, Nu Boyana Film Studios, Apaches Entertainment. 
  • Jonze, S. (Yönetmen). (2013). Her [Film]. Amerika Birleşik Devletleri: Annapurna Pictures. 
  • “Human” [TV dizisi]. (2015-2018). Yaratıcı: Sam Vincent, Jonathan Brackley. İngiltere: Channel 4. 

Beğeneceğinizi düşündüğümüz yazılar