2001: Bir Uzay Macerası

tarafından Ahsen Hırlak
0 yorum 88 görüntüleyenler

Detaycılığı ve mükemmeliyetçiliği ile tanınan Stanley Kubrick, yapımlarının her aşamasına kendisini dahil etmesiyle “auteur” denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olmuştur. Kendisini asla yinelememe kaygısı güden usta yönetmen birçok farklı kategoride benzersiz içerikler ortaya koymuştur. “2001: Bir Uzay Macerası” yapımıyla daha önce bilim kurgu filmlerinde benzerine hiç rastlanılmamış yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi hedeflemiş ve ziyadesiyle başarmıştır.

Döneminde eşi benzerine rastlanılmamış bir senaryo ortaya koyabilmek için Kubrick, İngiliz bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke ile birlikte çalışmıştır. Clarke’ın kısa öykülerinden biri olan Gözcü’den (The Sentinell) ilham alarak 2001: Bir Uzay Macerası’na temel oluşturan ikili romanın kurgusunu ve filmin senaryosunu eş zamanlı olarak geliştirmiştir. 1968’de filmi kitabından önce yayınlanarak uyarlama senaryonun kalıpları dışına çıkmayı başaran “2001: Bir Uzay Macerası” her iki versiyonuyla da kayda değer başarılar elde etmiştir.

“Eğer 2001’i tamamen anladıysanız biz başarısız olduk demektir. Cevapladığımızdan daha fazla soru yaratmak istedik”

randomthoughts-arw.blogspot.com

Dört bölümden oluşan filmin ilk bölümü “İnsanoğlunun Şafağı (Dawn of Man)” günümüzden dört milyon yıl öncesinin görüntüleri ile başlamasıyla insan evrimini özetler niteliktedir. Filmin belgesel tadındaki meşhur açılış sekansında iki rakip maymun klanının hayatta kalabilmeleri için temel ihtiyaçlarından birisi olan su birikintisinden kimlerin faydalanabileceğini belirleyen bir mücadele yaşadıklarını görmekteyiz. Devamında maymunlardan birisinin bir hayvan leşinden aldığı kemikle diğer kemiklere vurarak insan evrimindeki en önemli anı tasvir eden ilk aletin keşfini gerçekleştirir. Maymun yeni keşfetmiş olduğu bu aletle su birikintisinin hakimiyetini elinde tutan klana saldırarak vahşice ölüm saçar. Bununla hayvandan insana doğru atılan ilk adımı sembolize ederken insanoğlunun tüketim ve yayılmacılık anlayışını da vurgulamaktadır. Bölümün sonunda maymunun göğe doğru fırlattığı kemikten dünya ekseninde dönen bir uyduya geçen görüntü izleyiciyi aniden dört milyon yıl öteye götürmesiyle sinema tarihinde gerçekleşen en büyük sıçramalardan birisi olarak kabul edilir.

eazel.net

İkinci bölüm esrarengiz siyah monolitin bulunduğu ay misyonunu içeriyor. Filmde ilk olarak dünya üzerinde maymunların karşılaştığını gördüğümüz siyah monolit bu defa ay yüzeyinde yapılan bir kazıda karşımıza çıkıyor. Astronotlar tarafından ne olduğu belirlenemeyen bu obje hakkında yalnızca dört milyon yıl önce bilinçli olarak buraya gömüldüğünün bilgisine ulaşılabiliyor. Akabinde monolitten yükselmeye başlayan rahatsız edici tiz bir sesle bölüm sonlanıyor. Filmin devamında da çokça karşılaşılan ve üzerine pek çok teorinin ortaya sürüldüğü siyah monolit detayı kasıtlı olarak yoruma açık halde bırakılmış ve film boyunca gizemini korumaya devam etmiştir. Genel yargıya göre filmdeki kritik anlarda karşılaşılan bu monolit her gündeme geldiğinde insan evrimindeki bir sıçramayı ya da dönüşümü tetiklemektedir. Hatta filmin gösteriminin ardından kimi eleştirmenler siyah monolitin metafiziksel bir unsur olduğu ve filminin genel itibariyle dini bir yaklaşımı olduğu fikrini öne sürmüşlerdir. İlginçtir ki film yaratılışçı argümanları reddederek Darwinizm üzerine şekilleniyor olmasına rağmen dini bir yaklaşımın da benimsendiği fikri Kubrick tarafından kabul görmüştür.

reddit.com

Üçüncü bölüm yapay zeka ve insan arasındaki etkileşimi gözlemleyebildiğimiz Jüpiter misyonunu içeriyor. İlk izlenim olarak “Discovery One” aracını kontrol eden “HAL” güvenilir ve dost canlısı bir yapay zeka olarak tanıtılsa da film ilerledikçe bu atmosfer epey farklılaşıyor. HAL 9000 ilk başlarda duygusal tepkiler veriyor olmasıyla ve insanlaştırılmış karakter yapısıyla dikkat çekiyor. Ancak film yapay zekanın insani özellikleri taklit edebiliyor olmasına rağmen insan zekasından ne denli ayrıştığına dikkat çekmek istiyor. Hikaye ilerledikçe kusursuz sayılmakta olan HAL 9000’in kusurlarını keşfediyor ve kontrolden çıkmasına şahit oluyoruz. Sıkça kendi türünü öven ve kendi türünü insan türünden daha üstün gördüğünü açık eden HAL kritik bir hata yapıyor ancak bu hatanın kendisine ait olduğunu kabul etmiyor ve mürettebattın HAL 9000’in güvenilirliğine dair şüpheleri artıyor. Bunun üzerine Dave ve Frank kendilerini HAL 9000’in duyamayacağını düşündükleri bir bölmede endişelerini paylaşıyorlar ancak HAL ikilinin dudaklarını okuyarak kendisini devre dışı bırakma planlarını öğreniyor ve kontrolden çıkarak mürettebatı öldürmeye başlıyor. Artık eylemleri öngörülemez derecede tehditkar hale gelen HAL, mürettebatın tek sağ kalan üyesi Dave tarafından devreleri kapatılarak infaz edilir. HAL 9000’in kapatılmasının ardından siyah monoliti tekrardan uzay boşluğunda serbestçe salınırken ve gemi için bir nevi geçit oluştururken görüyoruz ve bölüm sonlanıyor.

Filmin dördüncü ve son bölümü olan “Jüpiter ve Ötesi” baş döndürücü bir renk cümbüşüyle başlıyor. Siyah monolite yaklaşmasının ardından Dave’in bulunduğu kapsül adeta bir solucan deliğinden geçerek benzersiz ışık hüzmelerinin arasından son derece modern görünümlü bir odaya sürükleniyor. Beyaz rengin baskın olduğu ve fütüristik ışıklandırılmalarla döşenmiş karmaşık mekan tasarımı izleyiciyi soyut bir atmosfere sürüklerken, önlenemez bir ölüm fikrinin de altını çiziyor. Dave burada artık ihtiyarlamış ve ölüm döşeğine gelmiş haliyle karşılaşıyor. Devamında ise metaforik bir son akşam yemeğinin ardından ihtiyar Dave yatağının önünde beliren siyah monolite uzanıyor ve nihai dönüşüm gerçekleşiyor. Oldukça sürreal ve yoruma açık bırakılan bu final sahnesi modern insanın ölümünü ve modern insanın küllerinden doğmakta olan “süper insanı” yani “yıldız bebeği” eş zamanlı olarak deneyimletmesiyle ölüm ve doğum fikrini birleştiren çembersel bir evrimi işaret ediyor. Bu evrimin ürünü olarak ortaya çıkan nihai tür “yıldız bebek”, uzayda anne karnındaki bir fetüs gibi süzülürken yakınındaki dünyaya bakıyor ve sahne “Also Sprach Zarathustra” müziğinin eşliğinde epik finallerden birisi olarak akıllara kazınmayı başarıyor.

medium.com

Özetle “2001: Bir Uzay Macerası” filmi eşsiz görsel tasarımları, felsefi derinliği ve bilim kurguya getirmiş olduğu yeni perspektifi ile sinema tarihinde bir başyapıt ve dönüm noktası olarak anılmaya devam ediyor. Filmdeki uzay mekiklerinin tasarımı dahi kendisine ait olan Stanley Kubrick usta bir auteur olduğunu bu yapımla gözler önüne sermeyi başarıyor. “2001: Bir Uzay Macerası” filmi bu açıdan Stanley Kubrick’in sinematik dehası ve ayrıntılara gösterilen titizlik sayesinde izleyici deneyimini doruklara çıkaran bir yapım haline geliyor. Dahası Kubrick tarafından “Saf görsel ve işitsel bir deneyim” olarak tanımlanan film, “En İyi Görsel Efekt” Oscar ödülü dahil olmak üzere birçok ödülün kazananı olmuş ve onlarca kategoride de aday gösterilmiştir.

KAYNAKÇA

“Edebiyat ve Sinema İlişkisinin Karşılaştırılması ile Birlikte 2001: A Space Odyssey” , Söylenti Dergi , WEB , Erişim Tarihi: 23.12.2023

Kubrick2001.com

“2001: A Space Odyssey” , IMDB , WEB , Erişim Tarihi: 23.12.2023

“Meaning of 2001: A Space Odyssey” , ilianfilm , WEB , Erişim Tarihi: 23.12.2023

Beğeneceğinizi düşündüğümüz yazılar