Formula 1’e Hoş Geldiniz!

tarafından Müge Çetin
0 yorum 816 görüntüleyenler

Formula 1'e Hoş Geldiniz!

      Birçok uygulamalı bilim içeren yarış araçları, tek bir kural dizisi içinde kalırken yenilik sınırlarını zorlayarak aşama kaydetmeye devam eder. Şampiyonluğun tek sezon için maliyeti yaklaşık 285 milyon dolardır ve bu masraf buna değer çünkü her araçtan toplanan veriler başlı başına birer AR-GE merkezi oluşturur ve nihayetinde günlük araçlarımızın yol tutuşunu, performansını, güvenliğini belirler. Peki daha yakından incelersek, nedir bu sporun ana bileşenleri? Açıkçası bu soru için onlarca alt başlık içeren bir yazı dökmek mümkündür çünkü F1, görünenden de komplike sistemler içeren bir spordur ancak ben ana kavramları olabildiğince temel ve sade şekilde açıklamaya çalışacağım.                                      

      Açık konuşmak gerekirse, Formula 1 ayrıcalıklı ve maddi yönden fazlasıyla güçlü insanların oyun alanıdır. Çok tutkulu olsanız dahi, yeterli maddi gücünüz olmadığı sürece bu sporda yer edinmeniz çok zordur. Formula 1 hakkında “F1’de milyoner olmak istiyorsanız, milyarder olarak başlayın.” şeklinde, gayet doğru olduğunu düşündüğüm ve okuyan arkadaşlarımın da hatırı sayılır bir çoğunluğuyla hemfikir olacağıma inandığım yorumlar vardır.
Bu sporda, her takımın 2 pilotu olmak üzere toplam 10 takım yer alır, yani gridde 10 farklı takımın 20 aracını görürüz. 2023 Sezonunda ise 23 farklı yarış izleyeceğiz.

      F1’de bir yarış aktivitesi Antrenman, Sıralama Turları ve Yarış olmak üzere üç ana seanstan oluşur. Antrenman seansları, genelde cuma günü 2 adet 90 dakikalık, cumartesi ise 1 adet 60 dakikalık seanslardan oluşur. Takımlar burada araçlarıyla ilgili güncellemeleri test edebilir ve pistle ilgili verileri analiz ederler. Pilotlar da piste alışmak ve arabayla ilgili en iyi ayarı tutturmak için denemeler yapar.

      Sıralama turları, Cumartesi günleri antrenman seansından sonra sıralama turları seansı başlar. Sıralama turlarının amacı tek turdan en hızlı olan araçlara göre yarışın başlangıç dizilimini belirlemektir. Q1, Q2 ve Q3 olmak üzere ayrılmıştır. Q1’de en hızlı olan 15 pilot Q2’ye kalırken, geri kalan 5 pilot elenir. Aynı şekilde Q2’de en hızlı 10 pilot Q1’e kalır ve “Pole Pozisyonu” için savaşır. Q1’de en hızlı pilot yarışın en öndeki başlangıç cebi olan “Pole Pozisyonu”nu elde eder. Geri kalan pilotlar da zaman turlarına göre sıralanır ve başlangıç gridi buna göre belirlenmiş olur.

     Yarış başlamadan önce Grid’e ( başlangıç pozisyonlarına ) dizilen pilotlar pistin durumunu gözden geçirmek için tur atarlar. Bu tur sırasında lastiklerini de ısıtırlar ki daha iyi bir start alabilsinler. Formasyon turu sonrası tekrar Grid’e dizilen pilotlar 5 kırmızı ışığın yeşile dönmesiyle yarış başlar. Pist uzunlukları genelde 3.3km ve 7km arasında değişmektedir. Yarışlar 305km tamamlandıktan sonraki tur sona ermektedir. Ancak kurallar çerçevesinde normal şartlarda yarışlar en fazla 2 saat sürmesi gerektiğinden dolayı bazı pistlerde belirli tur ile sınırlandırılır, buna 78 tur ile Monaco örneği verilebilir.

F1 Pilotlarının Fiziksel Durumu

      Açık ve net bir şekilde söyleyebiliriz ki, izlemekten keyif aldığımız pilotlarımız birinci sınıf sporculardır. Yarışı izlerken, direksiyon başındaki pilotun performansını düşünmeyebilirsiniz, ancak kullandıkları araç kadar önemlidir. 0’dan 320 km üzerinde hızlara 1,6 saniyede çıkabilen araçları kontrol edebilmek her yiğidin harcı değildir neticede. Pilotun vücudu, hassas hareketlere izin vermek, kan ve oksijenin vücutlarında dolaşmasını sağlamak ve sürekli gelişen bir olaya milisaniyeler içinde tepki vermek için eğitimli kaslara sahip olmak zorundadır. Örneğin boyunları 5G’lik kuvvete -muazzam miktar- maruz kalabilir. Her zaman sağlıklı ve zinde olmak zorundadırlar.

Puan Sistemi

      Puan sistemi Takımlar ve Pilotlar olmak üzere ikiye ayrılır. F1’de belirli dönemlerde farklı puan sistemleri kullanılmıştır. Güncel puan sistemine göre yarış bitiminde ilk 10 içerisinde bulunan pilot ve takımlar 25 ile 1 arasında puan alır. Puan alan pilot aynı puanı aynı zamanda takımının hanesine de yazdırır. Yarıştaki en hızlı turu atan pilot aynı zamanda ekstra 1 puanın sahibi olur. Sene sonunda puan tablosuna göre Takımlar ve Pilotlar şampiyonu belirlenir.

Pit Stop

formula 1

      Yarış sırasında pilotlar aşınan veya patlayan (çok sık görülmese de) lastiklerini değiştirmek amacıyla “Pit Alanı” denilen bölgeye gelirler, lastik değiştirme sürecine “Pit Stop” denir. Doğru zamanda pite girme, lastik kullanımları gibi çeşitli stratejiler yarışın kaderini değiştirebilmektedir. Burada da takımların strateji şefleri büyük rol oynar.
      F1 yarışlarında kurallar gereği tüm pilotların en az bir kez lastik değiştirmesi gerekir. Zorunluluk olmasa dahi yarışa başlanan lastik seti ile tüm yarışın tamamlanması pek mümkün değildir.
      Öte yandan lastik değişimi dışında otomobillerin ön kanadında oluşan bir hasarı telafi etmek adına yedek kanat takılabilmesi için de pit stop yapılabilir.
Pit yolundaki hız 60km/h veya 80km/h olarak sınırlandırılır

      Takımların pit stop ekipleri 21 kişiden oluşur. Bunlardan ikisi ön ve arkada pozisyon alarak kriko ile otomobili havaya kaldırır. Krikolarda yaşanması muhtemel sorunlar için birer de yedek krikocu hazırda bekler. Otomobilin havada dengede durabilmesi için her iki yanda birer kişi daha yer alır. Böylece otomobil stabil halde tutulur ve diğer pit çalışanlarının herhangi bir sorun yaşaması engellenmiş olur.
      Her bir lastiği değiştirmek için üçer pit görevlisi bulunur; bunlardan biri mevcut lastiği çıkarmak, biri yeni lastiği yerleştirmek, biri de bijon tabancası ile bu işlemi mümkün kılmak için pozisyon alır. Hasarlı ön kanadı değiştirmek ya da ön kanatta ince ayar yapmak için toplam iki kişi bulunur. Son olarak tüm pit stop operasyonunun tamamlandığına dair sinyali veren kişi ile kadro 21’e tamamlanır.
      Formula 1’de yıllar içinde değişen kurallar neticesinde uzun yıllar var olan yakıt ikmali işlemi pit stop’tan çıkarıldı. Böylece sadece lastik değiştirerek sonlanan pit stop’lar mümkün oldu ve pit stop süreleri de iki saniyenin altına indi. 2021 sezonunda getirilen yeni kural sonrası ise ortalama bir pit stop iki ile üç saniye arasında tamamlanmakta.
 

DRS Teknolojisi

      Yarışlara biraz merakınız ya da ilginiz varsa muhtemelen daha önce duymuş olduğunuz, yoksa da hemen şimdi anlatacağım DRS (Drag Reduction System, yani Sürtünmeyi Azaltıcı Sistem) kavramına geldi sıra. DRS, otomobil yarışlarında belki de en sevdiğimiz anlardan olan sollamaların yapılmasını kolaylaştıran ve eğlenceli hale getiren bir teknolojidir. Belirli kurallara uyan ve belirli şartları yerine getiren sürücü, aracındaki DRS teknolojisini aktif hale getirerek araca 10 hatta 20 kilometre hız kazandırabilir.
      DRS teknolojisi aslında mutlaka kullanılması gereken ya da kullanılabilir bir teknoloji değildir. Araç sürücüsünün hızlanarak rakibini geçmek için kullandığı pek çok farklı yöntem vardır. Mesela rakibinin açtığı hava kanalını kullanarak sürtünmeyi azaltabilir ve hızlanarak dezavantajını avantaja çevirebilir. Hatta belirli durumlarda, DRS kullanımı kısıtlanabilir. Örneğin yarış sırasında hava yağmurluysa ya da yeni yağmur yağmış ve pist hala ıslak durumdaysa sürücülerin güvenliği için DRS kullanımı kesinlikle yasaklanır. Tüm şartların uygun olduğu bir durumda ise sürücü, direksiyon üzerine bulunan bir tuşa basar ve DRS teknolojisini aktif hale getirir. Bu sistem aktif olunca aracın arkasındaki hareketli parça araçla paralel bir konuma gelir. Bu paralelliğin araca sağladığı hızlanma sayesinde, araç rakibini geçerek birinciliğe oynayabilir.
      Pistlerde çeşitli DRS bölgeleri vardır ve pilot sadece düzlük alanlarda, izin verilmişse DRS açabilir. Diğer kullanımlarda, pilot ceza alacaktır. DRS kullanmanın diğer bir şartı da, bu teknolojiyi kullanacak araç sürücüsünün önündeki rakibi ile arasındaki farkın 1 saniyenin altında olmasıdır. Yani bir sürücü, ancak önündeki rakibini yakalamak üzereyken DRS teknolojisini kullanabilir. Pistin hangi noktalarında, ne kadar süre kullanılacağı da yine yarış öncesi belirlenen kurallardan bir tanesidir.
      DRS’nin -bana göre- bu kadar güzel ve kullanışlı bir sistem olması, DRS açan pilotun daima öne geçeceği anlamına tabii ki gelmez. DRS, Formula 1 sürücülerinin uyguladığı geçiş atak yöntemlerinden yalnızca bir tanesidir. Sürücülerin uyguladığı savunma ve atak hareketlerinin agresif olmasında sorun yoktur, üstelik bunları temas etmeden yapmaları ayakta alkışlanır. Yine de hakemler bu konuda oldukça katıdır. Kendisini ya da rakibini tehlike atacak ataklar yapan sürücüler ceza alacaklardır.
      Aslında hareketli parça taşımak F1 kurallarına aykırıdır ancak bu kuralın tek istisnası, ilk kez 2011 yılında tanıtılan DRS sistemi olmuştur.

Güvenlik Aracı

      Güvenlik aracı, büyük bir kazanın ardından ya da yağmur nedeniyle güvensiz bir pist oluşmasının ardından piste sokulur. Kurallara göre güvenlik aracı, koşulların durdurulacak kadar ağır olmadığı ancak acil tehlikenin olduğu durumlarda yarışa dahil edilir.
      Güvenlik aracı, yarış boyunca hazır bir şekilde durur ve gerekli olması halinde anında yarışa dahil olur. Telsiz teknolojisi ve video ekipmanı ile güvenlik aracı ile yarış kontrol arasında sürekli iletişim sağlanır. Yarış kontrol, güvenlik aracını piste sokma kararı aldığında o andan itibaren araçların geçiş yapmalarına izin verilmez. Güvenlik aracı, yarış liderini arkasına alana kadar diğerlerinin geçmesine izin verir. Bu süreçte haberleşme tabelalarında “Güvenlik aracı” (Safety Car) mesajı yayınlanır. Aynı bilgi telsizden de pilotlara iletilir.
      Yarış Direktörü, güvenlik aracını pistten çıkarmaya karar verdiğinde aynı prosedür uygulanır. Son turun başında güvenlik aracının üstünde yanan turuncu ışık söndürülür ve pilotlar bu sayede, bir sonraki tur yarışın yeniden başlayacağını öğrenirler. O turun sonunda güvenlik aracı pite dönerken, pilotlar yeniden mücadeleye başlarlar.
      1996’dan beri Formula 1’in resmi güvenlik aracı tedarikçisi Mercedes-Benz oldu. 2015 sezonundan bu yana yeni 510 beygirlik GT S modeli kullanılıyor. Ondan önceki 5 sene boyunca martı kanat SLS AMG kullanılmıştı. Sürekli iletişim için araç içerisinde telsiz sistemi, tam entegre olmuş iPad ve WLAN bağlantı bulunuyor

formula 1

Takımlar ve Adını Hafızalara Kazımış Pilotlar

      Son olarak; öncelikle 2023 sezonunda yer alan takımlar ve pilotlardan, ardından bir F1 sever olarak beni en çok etkileyen pilotlardan bahsetmek istiyorum sizlere.

1. Alfa Romeo F1 Team
Geçmişte motor tedarikçisi ve üretici olarak yer almalarına rağmen günümüzde gridin son sıralarında yer alıyorlar. Motor konusunda Ferrari’den destek alıyorlar. Araçlarının koltuklarında Çinli Zhou Guanyu ve Fin pilot Valtteri Bottas yer alıyor.

2. Scuderia AlphaTauri
2020’de kurulan AlphaTauri, finansal anlamda tüm desteği asıl sahibi olan RedBull’dan alıyor. Honda RBPT motorlu araçlarının koltuklarında Japon Yuki Tsunoda ve Hollandalı Nyck de Vries bulunuyor.

3. BWT Alpine F1 Team
Zirve mücadelesine ortak olmaya çalışan Alpine, motor konusunda desteği Renault’tan alıyor. Öncesinde 2 Dünya Şampiyonluğuna imza atan takım, araçlarını Fransız Pierre Gasly ve Esteban Ocon ikilisine emanet ediyor.

f123 pilots

4. Aston Martin Aramco Cognizant F1 Team
1959’dan bu yana Formula 1’de boy gösteren Aston Martin, bu sene Mercedes motoru ve kendi ürettiği şasisini kullanıyor. Bu yıl araçlarını 2 Dünya Şampiyonluğu bulunan, İspanyol Fernando Alonso ile Kanadalı Lance Stroll’e bırakıyor.

5. Scuderia Ferrari
Formula 1’in çoğu rekorunu bünyesinde bulunduran Ferrari, 16 şampiyonluğuna bir
yenisini eklemek istiyor. Her yıl olduğu gibi kendi ürettikleri motor ve şasisiyle yarışan
İtalyan takım, bu yıl pilot kadrosunda Monakolu Charles Leclerc ve İspanyol Carlos Sainz Jr.
ile boy gösteriyor. Buraya kadar her şey güzel ancak ben bir Tifosi olarak, Ferrarimin son
yıllardaki durumlarından kan ağlıyorum arkadaşlar. Bir takım ancak bu kadar leş yönetilebilirdi. Onlar her yarışta yeni rezilliklere imza attıkça kahroluyorum. Şimdi diğer takımlarla devam ediyoruz.

6. MoneyGram Haas F1 Team
Gridde boy gösteren ilk Amerikan F1 takımı olan Haas, motor konusunda Ferrari ile çalışıyor. 2016’da kurulan takım bu sene araçlarını Alman Nico Hülkenberg ve Danimarkalı Kevin Magnussen’e bırakıyor.

7. McLaren F1 Team
8 Dünya Şampiyonluğu ile griddeki en başarılı takımlar arasında yer alan McLaren, maalesef birkaç sezondur işleri rayına sokamıyor. Motorları için Mercedes ile çalışan İngiliz takım, şasilerini kendisi üretiyor ve bu sene araçlarını İngiliz Lando Norris ile Avusturalyalı Oscar Piastri’ye emanet ediyor.

8. Mercedes-AMG Petronas F1 Team
Son yıllarda rakiplerini biraz geriden takip eden Mercedes, 8 Dünya Şampiyonluğuna sahip. Bu duruma son vermek için pilot kadrosunu koruyan Alman motor sporları devi, araçlarını F1 efsanesi İngiliz Sir Lewis Hamilton ve George Russell’a bırakmaya devam ediyor. Kendi ürettikleri motor ve şasiyi kullanan takım, şampiyonluklarına bir yenisini eklemek istiyor.

9. Oracle RedBull Racing
Son yıllarda girdiği neredeyse her savaştan galip ayrılan RedBull, halihazırda 5 Dünya Şampiyonluğuna 6.’sını eklemek için motorlarını Honda’ya emanet ediyor. 2023’ün ilk yarışında pisti çok rahat şekilde domine eden ve zorlanmadan kazanan takımın pilot ekibinde son Dünya Şampiyonu, Hollandalı Max Verstappen ve Meksikalı Sergio Perez yer alıyor.

10. Williams Racing
9 Dünya Şampiyonluğu bulunan ve tüm zamanların en başarılı F1 takımları arasında yer alan İngiliz takım, motorları için Mercedes ile çalışıyor. Takımın sürücü kadrosu ise Taylandlı Alexander Albon ve ABD’li Logan Sargeant’tan oluşuyor.

formula 1

      Şimdi gelelim beni en çok duygulandıracak olan, yazımızın son bölümüne. Açık konuşmak gerekirse, burası fazlasıyla öznel bir bölüm olacak. Dolayısıyla benim izleme fırsatı bulduğum ve etkilendiğim pilotlardan bahsedeceğim sizlere. Öncelikle yazıdan da anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Ben bir Ferrari taraftarıyım. Bu sporu bildim bileli öyleyim ve öyle olacağım. Bu nedenle ki Ferrari’de yarışıp kırmızılara bürünen pilotlar benim için daha fazla şey ifade ediyor.
      İlk önce size Ayrton Senna’dan bahsetmek istiyorum. Kendisi kısa F1 kariyerinde en çok zafer kazanan 5. pilot olmakla birlikte, pek çok kişinin gözünde gelmiş geçmiş en yetenekli pilottur. 1994 San Marino Grand Prix’inde hayatını kaybeden Brezilyalı pilotumuz, katıldığı 162 yarışın 41’ini zaferle taçlandırmıştır.
      Sıra geldi Michael Schumacher’a. Pek çok kişi Senna’nın gelmiş geçmiş en yetenekli pilotu olduğunu söylese de, istatiksel olarak baktığımızda 7 kez Dünya Şampiyonu olmayı başarmış Schumacher’ımız, 91 galibiyetiyle bize bir şölen bırakan pilot, maalesef 2013 yılında kayak yaparken kafasını çarparak komaya girmiştir. Yerini oğlu Mick Schumacher almaya çalışsa da, maalesef günümüzde kendine bir koltuk bulamamıştır.
      Bizzat izleme fırsatım olanlardan devam edelim. Şimdi de daha net hatırladığım ve daha fazla izleme şansı bulduğum pilotlardan bahsedeceğim. Fernando Alonso, 2001 yılından bu yana gridde boy gösteren İspanyol pilot, Ferrari’de yer aldığı yıllar boyunca bize harika bir sezon yaşatmıştır. 2 Dünya Şampiyonluğu bulunan Alonso, 25 Eylül 2005’te ilk kez kazandığı F1 sürücüler klasmanı şampiyonluğu sonrasında tarihin en genç F1 Şampiyonu unvanını almıştır. Şimdi ise Aston Martin ile güzel bir sezon başlangıcı yaptı, umarım ki böyle devam eder.
      Sir Lewis Hamilton; 2008, 2014, 2015, 2017, 2018, 2019 ve 2020 sezonlarında pilotlar şampiyonu olmuş; 2020 Türkiye Grand Prix’teki birinciliğinden sonra da 7. kez Dünya Şampiyonluğuna ulaşmıştır. 2008’de kazandığı şampiyonluk ardından Alonso’ya ait olan “tarihin en genç F1 Şampiyonu unvanı”nı eline almıştır. Bunun yanısıra bir F1 takımıyla sözleşme imzalayan en genç pilot olmasıyla da bilinir. Günümüzde ise Mercedes-AMG ile hala gridde boy göstermektedir.
      Daha da fazla uzatmadan benim için en çok şey ifade eden; konuşmaları, davranışları, mütevazılığı ile çoğumuzun gönlünde taht kuran Sebastian Vettel’den bahsetmek istiyorum. Kendisini izlemek bir keyifti. Gridde, gündelik hayatında toplumsal ve küresel sorunlara dikkat çekmek için çabalaması takdire şayandı. 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında pilotlar şampiyonu olan Alman pilotumuz, geçtiğimiz sezon sonunda da emekliliğe ayrıldığını açıkladı.

Buraya kadar okuyan, F1’e meraklı tüm dostlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Haftaya daha teknik yazılarda görüşmek üzere!

formula 1
formula 1

Kaynakça:

Beğeneceğinizi düşündüğümüz yazılar