CIVA BORU DEĞİLDİR CIVA BORUNUN İÇİNDEKİDİR

tarafından Filiz Özdemir
0 yorum 91 görüntüleyenler

CIVA BORU DEĞİLDİR CIVA BORUNUN İÇİNDEKİDİR

  • Cıva; atom numarası: 80, 
  • Kimyasal sembolü: Hg 
  • Konum: Periyodik tablonun 6. periyodunun 12. grubunda, kıymetli altınla zehirli talyumun arasındadır. 

İsmini Merkür gezegeninden alan çok zehirli, gümüş rengi sıvı formunda bulunan bir ağır metaldir. ‘Hg’ de latince ‘sulu gümüş’ anlamına gelen ‘hydragyum’un kısaltmasıdır.  

Yapısıyla hayran bıraktıran, çoğunluğun çocukluğunda evdeki termometlerin kırılmasıyla keşfettiği, bir kısmın da okul laboratuvarlarından aşina olduğu cıva; günlük hayatta da ele avuca sığmaz özelliğine atıf yaparak hareketli, kabına sığmayan insanlar için ‘cıva gibi’ deyimini kullanılırız. Bir de değeri olmayan önemsiz şeyler de karşımıza çıkan ‘hava cıva’ deyişi vardır ki bunun pek de doğru bir kullanım olmadığını, cıvanın ne kadar önemli olduğunu yazının sonuna doğru anlamış olacağız. 

 

ÖZELLİKLERİ

Cıvanın özelliklerini Sir Isaac Newton (‘Optics’ 1717, Query 30)’ından alıntılarsak; Cıva bazen sıvı bir metal suretinde, bazen sert kırılgan metal suretinde, bazen Yücelmiş diye adlandırılan aşındırıcı şeffaf tuz şeklinde, bazen Merkurius dulcis denilen tatsız şeffaf beyaz tuz şeklinde, bazen Cinnabar denilen kırmızı mat kırmızı uçuşkan toprak şeklinde, bazen kırmızı veya beyaz çökelti şeklinde, bazen sıvı tuz şeklinde görünür, damıtınca da buhara dönüşür, boşlukta kızdırıldığında da ateş gibi parlar. Ve bütün bu değişimlerden sonra ilk cıva formuna geri döner. 

Simyadan Kimyaya

Simyacıların en az altın kadar önemsedikleri cıvadan, ortaçağdan bu yana birçok alanda faydalanılmıştır. Başlıca olarak;  

  • Tansiyon aleti, barometre (basınç ölçen alet), termometre (sıcaklık ölçer) gibi bilimsel aygıtlarda kullanılır. (Bu kullanımlardan günümüzde yavaş yavaş vazgeçilmektedir.) 
  • Cıva (II) sülfür (HgS) hali, antik çağda (pompei kırmızısı), modern sanatta (vermillon) adı altında kırmızı boya olarak kullanılmıştır. 
  •  Fluoresan lambalarda, altın ve gümüş elde edilmesinde ve amalgam alaşımı olarak di̇ş dolgularının hazırlanmasında kullanılır. 

Üç dünyadan söz edilen simya öğretilerinde; Arketipler (Tanrı), Macrocosmos (Doğa) ve Microcosmos (İnsan). İnsan da  “ruh, can, beden” olmak üzere üçlemeden oluşmaktadır. Elementler dünyasında bunun karşılığı ise; “kükürt, tuz, cıva” olarak yer almaktadır. Ayrıca simyacılar, cıvanın simyanın temel amacı olan felsefe taşının yapı taşlarından biri olduğuna inanıyorlardı.  

CIVA GİBİ GEZEGEN: MERKÜR   

En hızlı gezegen olan Merkür’ün yörüngesi asırlarca bir muamma olmuştur. Merkür’ün yörünge düzlemi her türlü açıklamayı reddederek ilerliyor veya kayıyordu (pertürbasyon). Newton’un teorisi bunu açıklayamıyordu. Bu durum ancak yirminci yüzyılda Einstein’in Görelilik Kuramı sayesinde açıklanabildi. Aynı şekilde cıva metali de katı hale direnir. Bu inanılmaz bir sırdır, çok yoğun bir metal olmasına rağmen sıvı halini korur. Ağır olan cıva atomlarının hızlanması, kütle artışıyla çekirdeğe yaklaşmalarını sağlar. Atomlar arasındaki bağların zayıflığı da düşük sıcaklıkta erimeye sebep olur. Simyacıların cıvaya özel bir içsel hareketlilik ve olağanüstü devingenlik atfetmesi şaşırtıcı değildir. 

 

GRİ KÜRECİKLERİN ÖLDÜRÜCÜ TEHLİKELERİ  

Tehlikeli olduğunu öğrenmemiz biraz zaman alsa da günümüzde Dünya Sağlık Örgütü, havada, suda ve toprakta bulunabilen doğal bir element olan cıvaya maruz kalmanın küçük miktarlarda dahi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Üstelik cıvayı solumak, yutmaktan bile daha beter. Zehir, merkezi sinir sistemindeki “kabloları” aşındırır ve etkilenim sürerse can kaybına bile neden olabilir.

24 Santimetrelik Boşluk  

Torricelli, suyun boşluk tarafından yukarı çekilmediğini normal hava basıncı tarafından yukarı itildiğini saptadı ve kuramını sınadı. Cıva sudan 13.5 kez daha yoğun olduğu için havanın cıvayı suyun 1 /13.5’u kadar ya da yaklaşık 76 cm kaldırması gerektiğini düşündü. Yaklaşık 1 metre boyunda bir ucu açık bir ucu kapalı kalın bir cam boru ile basit bir deney yaptı. Boruyu ağzına kadar cıvayla doldurdu tepesini bir tıpayla kapadı, baş aşağı çevirip bir kase dolusu cıvanın içine soktu ve tıpayı çıkardı. Cıvanın bir kısmı borudan kabın içine döküldü. Ama Torricelli’nin tahmin ettiği gibi cam borunun içinde 76 cm sıvı metal kaldı. Fizikteki bu öncü olay sıklıkla ilk barometrenin icadı diye anılır. Torricelli, cıva yüksekliğinin günden güne değiştiğini ve atmosfer basıncını ölçtüğünü belirledi. Cam borunun çoğunu dolduran 76 cm’lik cıva, 24 cm’lik boşluğun olduğunu gösterdi. Ve bu önemli buluşla Toricelli, yapay ilk boşluğu elde etmiş oldu. Böylelikle boş uzay kanıtlandı ve içini  doldurmak için atom gereksinimimiz ortaya çıktı.

“Atomculuğu geçerli bir kavram haline getirmeye de fayda sağlayan cıva için diyebiliriz ki cıva boru değildir, cıva borunun içindekidir.

KAYNAK

Beğeneceğinizi düşündüğümüz yazılar